Ben Her Gece Doğmayacak Çocuklarım İçin Soyunuyorum..

FulsBugünlerde kime saati sormaya kalksam, mevzu dönüp dolaşıyor çocuk yapmak için çok vaktim kalmadığına bağlanıyor. “Doğum kontrol yöntemi olarak haberleri okuyorum, günde iki kez, sabah ve akşam, en az yarım saat” yanıtını da pek yeterli bulmuyorlar ki “Haklısın ama…” diye başlayan cümlelerini üzerime salıyorlar.

Normal bir günde olsak, son seçim sonuçlarından başlar, eğitim sisteminden girip adalet sisteminden çıkar, arada sağlık sektörüne dokundurup, çocuk istismarlarından kadın cinayetlerine kadar vardırırdım konuyu.

Haklıyım ama bu değil!

Daha incelikli düşüncelerle yaklaşabilirdim konuya. Sokaklarda, esirgeme yurtlarındaki çocuklardan tek bir tanesi ailesiz kalmayıncaya kadar doğurmayalım, evlat edinelim diyebilirdim.

Bir çocuğu sevmek, bir çocuğu en iyi şekilde yetiştirmek için illa ki kendi rahmimizden mi çıkması lazım, diye sorabilirdim.

Haklıyım ama bu da değil! Hadi, dürüst olalım. Okumaya devam et

Ölesiye korktum..

PicsArt_1424872869250Kendimi bildim bileli köpeklerden ölesiye korktum. Korkunun insana yaptırabileceklerinin ise sınırı yok…

2003 kışıydı, aylardan Ocak ya da Şubat, çok net hatırlamıyorum. Öğle saatlerinde bastıran kar, gece olmadan bütün şehri ele geçirmişti. Dükkânı kapatıp evin yolunu tuttuğumda saatler çoktan gece yarısını geçiyordu. İstiklal Caddesi’nden meydana kadar yürüdüm. Karın havayı yumuşatmasına aldırmayan Taksim Meydanı her zamanki gibi mevsim normallerinin üzerinde soğuktu.

Çevrede dolmuş, taksi, otostop çekebileceğim herhangi bir araç hatta benden başka bir insan evladı bile olmadığını fark edene kadar karı ne kadar çok sevdiğimi düşündüm. Arka planda kar yağan bütün anılarım güzeldi. İnceden gülümseyerek kaderime boyun eğdim ve eve ulaşmak için yürümekten başka çarem olmadığını kabul ettim.

Koşulları değerlendirdim: cepte yarım paket sigara, ortalama otuz santim yüksekliğinde kar, yaklaşık üç kilometre yol… Soğuktan daralan kılcal damarlarımın etkisi ile yarım saate kalmadan çişim de gelecekti. Okumaya devam et

Daha önce hiç özgür olmamıştım ki, nereden bileyim!

Gavurderesi, Datça Ekim 2014

Gavurderesi, Datça
Ekim 2014

Peki, şimdi ne yapacaksın Fulsen?

Herkes aynı soruyu soruyor: E şimdi ne yapacaksın?

Tüm hayatım boyunca duymadığım kadar çok bu soruyu duyuyorum son aylarda. Eskiden pek sorulmazdı bu soru. İşsiz, parasız, bedbaht günlerimde bile bu kadar merak edilmedi ne yapacağım.

Çemberin içindeydim ve ne yapacağım çok netti. İş arayacaktım, iş bulacaktım, önce borçlarımı ödeyecektim, sonra yeni borçlar edinecektim. Sabah kalkacak, işe gidecek, akşam eve döndüğümde kanepede uzanıp dizi izlerken uyuyakalacaktım. Ertesi sabah işe giderken evvelsi gece izlediğim dizilerin dedikodusunu yapacaktım. İşten gücüm kalırsa ve kredi kartı limitim izin verirse haftada bir iki akşam arkadaşlarımla buluşacak, gücüm yoksa “Canım ya, çok isterdim ama önceden yapılmış planım var” dedikten sonra battaniyeme sarılıp yatacaktım. Kimse ne yapacağımı merak etmeyecekti.  Okumaya devam et