Ana rahminden mahlûk doğar!

IMG-20160405-WA0001Fulsen her sabah beş ile sekiz buçuk arasında bir saatte uyanıyor. Yataktan kalkar kalkmaz bir sigara sarıp içiyor ve kafasında uçuşan tozlar dibe çökene kadar sabırla bekliyor. Kahve makinesinin işi bitine dek çocukların yemeklerini veriyor. Evvelsi geceden musallat olan rüyalar iki dakika susma lütfunu gösterirse kuşların sesini bile duyuyor. O anda yeniden çocuk olmuş gibi seviniyor. İlk fincan kahvesi bitine kadar duvarda kilitlendiği bir noktaya deliksiz bakıyor. İkinci fincanı yudumlamaya başladığında telefon ekranını yukarı kaydıra kaydıra haber başlıklarına hızlıca göz atıyor. Eskiden böyle değildi Fulsen, artık haber değeri on üzerinden sekiz ve üzeri olmayan hiçbir haberin başlığından ötesini okumuyor.

Dua etmeye başladı üç ay önce. Herhangi bir dine mensup olmasa da üçüncü fincan kahvesi bitene kadar kendisinin kaleme aldığı duaları tekrar tekrar okuyarak kalbini huzura açıyor. Okumaya devam et

İnsan icadı bir mutsuzluğun içinde ölüyorum..

imagesGüzel bir rüyanın refakatinde uyanıyorum sabaha. Kış güneşi yolunu bulmuş, yastığıma düşmüş; Luna saçlarımı yalıyor. Kahvemi yapıyorum, balkona çıkıyorum, serin havayı tütünümün dumanına katıp ciğerlerime dolduruyorum. Haberleri açıyorum: Katliam! Erkenden uyuduğum hatta güzel bir rüya gördüğüm için bile utanıyorum bir an.

Bir katliam ki ne şimdiye kadar yaşanmış olanlardan eksik, ne bundan sonra yaşanılacaklardan fazla. Sayıları çok severim, katliamlar dışında. Onlarca insan… Doğdular, büyüdüler. Acılarıyla hayalleriyle hepimiz gibi sadece insandılar. Geçen akşam bir konsere gidelim dediler ve öldüler.

Sosyal mastürbasyon sayfaları “İnsanlar değil, insanlık öldü” diye bağırıyor. Bense düşünüyorum, insanlık hiç yaşadı mı diye. İnsan var oldu var olalı, her zaman ve her yerde kavga, kıyamet, savaş, felaket, katliam… Var mı güçlünün gücünü, güçsüzün üzerinde kullanmadığı tek bir an? Bütün çocuklar faşist mi doğuyor yoksa? Peki, biz ne zaman insan olduk? İnsanlık diye bir şey uydurduk? Okumaya devam et

İnsanlık ‘insan’ kelimesinden türemiş olabilir mi?

vitruvian-man-leonardo-da-vinciOLAMAZ! Her yeni doğan güne bir canlı türünün yaşama hakkını savunmak için uyanıyoruz. Binler bir araya gelip sokaklara dökülüp pankartlar açıyoruz. İmza kampanyalarına katılıyoruz. Kamu kurumlarına dilekçeler veriyoruz. Kalemimiz yettiğince yazıp, çiziyoruz. Hiçbir şey yapmasak sosyal medya alanlarında birilerinin yazdığı kelamları beğeniyor ya da paylaşıyoruz. Hani onu da yapmadık diyelim kahve molalarında “bu nasıl İNSANLIK” ile başlayan cümleleri küfürlerle noktalandırıyoruz. Geçen ay hayvanların, çünkü siz buna değersiniz diyen kırışıklık önleyici kremlerin klinik deneylerinde kullanılmaması için imzalar atıyorduk. Geçtiğimiz hafta koruma altına alınması gereken arazilere plazalar yapanları eleştiriyorduk paylaştığımız öncesi/sonrası fotoğraflarıyla. Dün tedavi göremeyen kanser hastalarını hapishanelerde ölüme terk edenlere sövüyorduk. Bugün sokak hayvanlarını toplu katleden yerel yönetimleri kınıyorduk. Yarın çocuk pornolarına karşı ayağa kalkacağız, tekrar. Önümüzdeki hafta sadece kadın olduğu için öldürülenler adına sokaklara döküleceğiz, tekrar. Önümüzdeki ay türü tükenmekte olan hayvanların haklarını savunan sevimli fotoğraflar paylaşacağız, tekrar ve tekrar. Hayvan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, mahkum hakları… Doğayı koruyalım, hayvanları koruyalım, karımızı-kızımızı koruyalım, geleceğimizi koruyalım… Üçüncü dünya ülkelerinde açlıkla mücadele edenlere bir el uzatalım… Okumaya devam et