Sana bir boyun atkısı lazım. Kış geldi.*

20141201_120919Üzerine büyük harflerle “KIRILACAK EŞYA” yazılmış küçük bir koli gibiydi çocukluğum. En çok doğum günlerimi severdim, kutlamalar bir ay sürerdi. Herkes beni ne kadar sevdiğini göstermek için sıraya girerdi. Muzlu çikolatalı pastalar ve hediye paketleri arasında mutluydum taa ki bahsi geçen herkesin bir araya gelmemek için, beni evden eve kırmadan taşımaya çalışırken, gözlerinde sevgiden öte merhamet görene kadar.

“Defolu!” diye yarı fiyatına satılan bir sepet dolusu elbise gibiydi gençliğim. Büyüklerimin bana öğrettiği gibi, kendimi ne kadar sevdiğimi cümle âleme göstermek için doğum günlerimi haftalarca kutlamaya devam ettim. Aslında pek sevemedim taa ki bir gün kendimi unutup, seni sevmeye başlayana kadar.  Okumaya devam et

Tarih bu günü böyle yazsın! 1 Haziran 2013

IMG-20130602-02336

1 Haziran 2013

Tarih bu günü unutmayacak, biliyoruz.

Direniş saflarında yer tutmuş milyonlardan biri olmanın paylaşılan haklı gururunu bir yana bırakıp, yaşadığımız bu duygu yoğunluğunu anlatacak doğru kelimeleri arıyorum kaç gündür.

Direnişimiz henüz bitmedi, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da daha çok şey yazılıp çizilecek ve nihayetinde umutlu bekleyişimiz sonuca erdiğinde diyorum ki:

Tarih bu günü böyle yazsın!

Hiçbir belirli gün ve haftada, parti mitinginde, müzik festivalinde, teknoloji mağazasının yarı fiyatına satışlı açılışında bu halk bu kadar kalabalık bu kadar coşkulu bir araya gelmedi.

Azınlık olduğu inancı ile sindirilmiş, lüks tüketimle evlerine hapsedilmiş, internetle, dizilerle uyuşturulmuş bir halk yalnız olmadığını, azınlık olmadığını hatta çok büyük bir grubun parçası olduğunu öğrendi. Okumaya devam et

Aşk*

magimel-binoche-les-enfants-du-siecleBiz ayrı dünyaların değil, ayrı gezegenlerin insanlarıyız: O iş olmaz!

Evin bir köşesine Şems otursun, diğer köşesine Hayyam. İkisinin de meramı aşk olsun. Biri semada, biri kadehte yok etsin benliğini.İkisinin de aşkları baki olsun. Biri desin ki “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir”. Diğeri desin ki “Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun, dünya esen yel üstüne kuruldu. Varlığımız iki yokluk arasındadır, çevrendekiler de hiçtir sen de bir hiçsin”. Ama aşk olsun!

(Türkçedeki tüm anlamlarıyla, aşk olsun)

O gezegenden biri bu gezegenden birine aşık olduğunda, o iş benzer mi sanırsın Şems’le Mevlana’nın aşkına. O gezegenden biri bu gezegenden birine aşık olduğunda, Şems’le Hayyam gibi evin iki köşesinde otururlar, diller lal olur, gözler konuşur.  Okumaya devam et