Daha önce hiç özgür olmamıştım ki, nereden bileyim!

Gavurderesi, Datça Ekim 2014

Gavurderesi, Datça
Ekim 2014

Peki, şimdi ne yapacaksın Fulsen?

Herkes aynı soruyu soruyor: E şimdi ne yapacaksın?

Tüm hayatım boyunca duymadığım kadar çok bu soruyu duyuyorum son aylarda. Eskiden pek sorulmazdı bu soru. İşsiz, parasız, bedbaht günlerimde bile bu kadar merak edilmedi ne yapacağım.

Çemberin içindeydim ve ne yapacağım çok netti. İş arayacaktım, iş bulacaktım, önce borçlarımı ödeyecektim, sonra yeni borçlar edinecektim. Sabah kalkacak, işe gidecek, akşam eve döndüğümde kanepede uzanıp dizi izlerken uyuyakalacaktım. Ertesi sabah işe giderken evvelsi gece izlediğim dizilerin dedikodusunu yapacaktım. İşten gücüm kalırsa ve kredi kartı limitim izin verirse haftada bir iki akşam arkadaşlarımla buluşacak, gücüm yoksa “Canım ya, çok isterdim ama önceden yapılmış planım var” dedikten sonra battaniyeme sarılıp yatacaktım. Kimse ne yapacağımı merak etmeyecekti.  Okumaya devam et

Reklamlar

Ben seni çok sevdim..

Umut ve KaderBeş yaşımdan bu yana yazıyorum, oysa konuşmayı öğreneli daha beş yıl bile olmadı. Hala da becerebildiğim söylenemez. Oysa kağıt üzerinde kelimeler dünyasının oyunbazıyım, yeri gelirse manipülasyonun ustasıyım. Zaman zaman kalpsiz zaman zaman ise merhametsiz olarak sıfatlandırabilecek kadar gerçekçiyim bu hayatta. Duygulara tanımlanmış kelimelerle kavgalı olduğum için duygusuz addedilirim çoğu zaman. Her yeni gün yeni bir şeye dönüşür, süreklilik halinde değişirim. Değişmeyen, değiştiremediğim belki de değişmemesi gerekmeyen tek şey kelimelerle yıllardır süregelen kavgam. Sessiz harfler gibidir benim kelamlarım, sadece kağıt üzerinde anlamlı. Nefes bulamaz benim kelamlarım, sesleri çıkamaz…

Çünkü ben inandım ki değerli olan ben söylemeden ne hissettiğimi anlayabilmeleriydi. Ve ben inandım ki anlamlı olan ben talep etmeden ihtiyacım olanı verebilmeleriydi. İnandım ki sesli ya da sessiz kelimeleri kullanmama gerek olmadan benim olan, gerçekte ‘benim’ olandı. Okumaya devam et

Neden FEMEN için memelerimi açmıyorum?

Amina TylerTunuslu Amina Tyler’ın feminist örgüt FEMEN için üstsüz fotoğraflar göndermesi sonucunda çıkan tartışmalar ve vücuduna Arapça “bedenim bana ait, kimsenin namusunun kaynağı değil” yazan Amina’ya recm tehditleri aldığı yönündeki haberler sonrasında, örgüt 4 Nisan için uluslararası bir eylem çağrısı yaptı. Bir anda tabiri caizse ‘gaza geldim’. Sonra durdum. Düşündüm. Bu düşünceler arasında bir kadının recm cezasına çarptırılma durumuna karşı durup, bu eyleme katıl(a)madığım için “batsın benim insanlığım” bile dedim. Altınızı çizerim ‘kadınlığım’ değil ‘insanlığım’. Sınırlı sayıda haber kaynağında sadece meme uçlarını buğulayıp ya da siyah çizgilerle sansürlenip yayınlanan fotoğraflarını görünce sinirlendim. Tüm ayıp meme uçlarında çünkü! Meme ucu görünmezse serbest, görünürse cezaya tabii. Bu esnada o meme uçlarını gösterdikleri için ceza alan haber kaynaklarıyla da tanıştım. İçler dışlar çarptım, hesabımı yaptım ve memelerimi açmadım. Okumaya devam et

Aptallık: Son bin yılın en büyük buluşu

Özgür Üniversitemiz Vikipedi tarafından; ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel, politik ve ekolojik denge açılardan küresel bütünleşmenin, entegrasyon ve dayanışmanın artması anlamına geldiği belirtilen KÜRESELLEŞME kavramı, Türk Dil Kurumu’na ne zaman girdiği bilinmemekle birlikte Kurumun tanımlama noktasındaki acizliğinin son noktasıdır.

Küreselleşme isim Küreselleşmek durumu, globalleşme

Globalleşme isim Küreselleşme

Bkz. Tdk.gov.tr

Haiti EarthquakeÖz dilimizde tanımlayamadığımız ama çaresizde hayatımıza aldığımız ‘küreselleşme’yi, anlamı bilerek ya da bilmeyerek ya da bilip de bilmezlikten gelerek “Küreselleşen dünyamızda…” diye başlayan cümlelerde kullanmayı pek seviyoruz.

Tüme varım yaparak ilerleyelim.

İNSAN. Genetik kodlarına ‘madde bağımlılığı’ işlenmiş yürüyebilen ve kendini dünyanın hakimi sanan yaratık. Gözünün gördüğü her şeye sahip olmak isteyen bir canlı türü. Okumaya devam et

İnsanlık ‘insan’ kelimesinden türemiş olabilir mi?

vitruvian-man-leonardo-da-vinciOLAMAZ! Her yeni doğan güne bir canlı türünün yaşama hakkını savunmak için uyanıyoruz. Binler bir araya gelip sokaklara dökülüp pankartlar açıyoruz. İmza kampanyalarına katılıyoruz. Kamu kurumlarına dilekçeler veriyoruz. Kalemimiz yettiğince yazıp, çiziyoruz. Hiçbir şey yapmasak sosyal medya alanlarında birilerinin yazdığı kelamları beğeniyor ya da paylaşıyoruz. Hani onu da yapmadık diyelim kahve molalarında “bu nasıl İNSANLIK” ile başlayan cümleleri küfürlerle noktalandırıyoruz. Geçen ay hayvanların, çünkü siz buna değersiniz diyen kırışıklık önleyici kremlerin klinik deneylerinde kullanılmaması için imzalar atıyorduk. Geçtiğimiz hafta koruma altına alınması gereken arazilere plazalar yapanları eleştiriyorduk paylaştığımız öncesi/sonrası fotoğraflarıyla. Dün tedavi göremeyen kanser hastalarını hapishanelerde ölüme terk edenlere sövüyorduk. Bugün sokak hayvanlarını toplu katleden yerel yönetimleri kınıyorduk. Yarın çocuk pornolarına karşı ayağa kalkacağız, tekrar. Önümüzdeki hafta sadece kadın olduğu için öldürülenler adına sokaklara döküleceğiz, tekrar. Önümüzdeki ay türü tükenmekte olan hayvanların haklarını savunan sevimli fotoğraflar paylaşacağız, tekrar ve tekrar. Hayvan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, mahkum hakları… Doğayı koruyalım, hayvanları koruyalım, karımızı-kızımızı koruyalım, geleceğimizi koruyalım… Üçüncü dünya ülkelerinde açlıkla mücadele edenlere bir el uzatalım… Okumaya devam et