Balıkaşıran’dan Ötesi: Bir Datça Hikâyesi

20180215_225041

Fotoğraf: Bahadır Cihangir Genç

Bir hayat hikâyesi yazmak için önce yaşamış olmak gerekir. Yazdığım benim hikâyemdir.

Bir Zamane Çocuğunun İtirafları, Alfred de Musset

 

Bir hikâye yazalım: Bir Datça hikâyesi… Eğri büğrü taş evler, araba girmez dar sokaklar, bahçe duvarlarından taşan azgın begonviller, Can Baba’nın mezarı, melisa ve yasemin kokuları, denizin üstünde rakı sofraları… Yok, bunlar sadece tatil anıları. Biz gerçek bir Datça hikâyesi yazalım.

Dramatik yapının ana unsurlarını belirleyelim. Önce iki kahramana ihtiyacımız var. Okumaya devam et

Reklamlar

Uyan..

1780611_10152216923516668_796103407_nEn sevdiğim şarkılardan biri çalıyor. Müziği açmamıştım ki bu da nereden çıktı? Kavrulmuş soğan kokusunu içime çekiyorum. Huzur…

“Ali, hayatım o domateslerin kabuğunu soy.”

Kafamı çevirmemle Ali kayboluyor. Sesleniyorum, ses vermiyor. Mutfak her zamankinden daha büyük gözüküyor gözüme. Şarkı çalmaya devam ediyor. Ayaklarıma kediler dolanıyor. Camı açık mı unuttum? Bu kediler de nereden çıktı? Rüya mı bu? İnsan rüyasında müzik dinler mi? Yoksa rüya içinde rüya mı? Çenem düştü yine. İnsan rüyasında bu kadar kendiyle konuşur mu? Geri dön. Nane yapraklarını ayıklayacaktım.

Şarkının nakaratı çalmaya devam ederken karnımda nereden geldiği belli olmayan yumruk yemişcesine bir acı. Zencefil! Kedim evin uyandırma alarmı olma sorumluluğunu telefonumla paylaşıyor. Şarkı devam ediyor. Gözleri görmeyen insanların elleriyle yoklayarak aradığını bulduğu gibi yastıklarla battaniyenin arasında Ali’yi ararken, titreyen telefonumu buluyorum. Sol gözümü kapalı tutarak ekrana bakıyorum: Leyla! Okumaya devam et