Istanbul’da kar, seçim yapma vaktidir..

karBir anda panik yapabilirsiniz, isterseniz. İhtiyaç molasına gerek bıraktırmayacak 3-4 saatlik ‘ihtiyaç’larınızı karşılayıp, türlü abur cuburu çantalarınıza stoklayıp, 6 kişiye kadar alabilen araçlarla mesai bitiminden 1 saat önce yollara düşebilirsiniz. Yarısı esprili yarısı nükteli tivitler atarak, muhteşem bir Istanbul akşamında hayatı ıskalayabilirsiniz.

…ya da bir seçim yaparsınız.

Soğukta hızlı içilmiş sigara kokusuyla kaşe paltoların altından süzülen ter kokusunun karıştığı otobüslere binmek yerine, yürümeyi tercih edersiniz.  Okumaya devam et

Aziz Dostum

Aziz Dostum

7 Temmuz  2011, Istanbul

Sayın Tanrı,

Umarım size ‘Tanrı’ diye hitap etmemde bir sakınca yoktur. Son haftalarda normal bir insanoğlunun düşünmesi gerektiğinden biraz daha fazlasını düşünmüşüm. Düşündüklerim arasında cümlesini kurabildiklerimi kalemim yettiğince yazmışım. Cümlesini henüz kuramadığım düşüncelerimi ise biraz yüksek sesle düşünmüş olsam gerek ki insanoğulları akıl sağlığımı yitirdiğime kanaat getirdi (Bu noktaya kadarki cümlelerimde eylemlerimden miş’li geçmiş zamanla bahsetmem, bahsi geçen zaman zarfını biraz puslu biraz buğulu geçirmemden sebeptir. Lütfen bana arpa suyunu, aslan sütünü tüketmenin caiz olmadığını söylemeyin. Kazara mı yaptınız da sonra yasaklama ihtiyacı duydunuz bilemem tabii ama insanoğluna bahşettiğiniz en değerli lütuftur kendileri).

Sözü uzatmadan mevzuya gelmek isterim,  Okumaya devam et

Aşk*

magimel-binoche-les-enfants-du-siecleBiz ayrı dünyaların değil, ayrı gezegenlerin insanlarıyız: O iş olmaz!

Evin bir köşesine Şems otursun, diğer köşesine Hayyam. İkisinin de meramı aşk olsun. Biri semada, biri kadehte yok etsin benliğini.İkisinin de aşkları baki olsun. Biri desin ki “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir”. Diğeri desin ki “Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun, dünya esen yel üstüne kuruldu. Varlığımız iki yokluk arasındadır, çevrendekiler de hiçtir sen de bir hiçsin”. Ama aşk olsun!

(Türkçedeki tüm anlamlarıyla, aşk olsun)

O gezegenden biri bu gezegenden birine aşık olduğunda, o iş benzer mi sanırsın Şems’le Mevlana’nın aşkına. O gezegenden biri bu gezegenden birine aşık olduğunda, Şems’le Hayyam gibi evin iki köşesinde otururlar, diller lal olur, gözler konuşur.  Okumaya devam et