Ben Her Gece Doğmayacak Çocuklarım İçin Soyunuyorum..

FulsBugünlerde kime saati sormaya kalksam, mevzu dönüp dolaşıyor çocuk yapmak için çok vaktim kalmadığına bağlanıyor. “Doğum kontrol yöntemi olarak haberleri okuyorum, günde iki kez, sabah ve akşam, en az yarım saat” yanıtını da pek yeterli bulmuyorlar ki “Haklısın ama…” diye başlayan cümlelerini üzerime salıyorlar.

Normal bir günde olsak, son seçim sonuçlarından başlar, eğitim sisteminden girip adalet sisteminden çıkar, arada sağlık sektörüne dokundurup, çocuk istismarlarından kadın cinayetlerine kadar vardırırdım konuyu.

Haklıyım ama bu değil!

Daha incelikli düşüncelerle yaklaşabilirdim konuya. Sokaklarda, esirgeme yurtlarındaki çocuklardan tek bir tanesi ailesiz kalmayıncaya kadar doğurmayalım, evlat edinelim diyebilirdim.

Bir çocuğu sevmek, bir çocuğu en iyi şekilde yetiştirmek için illa ki kendi rahmimizden mi çıkması lazım, diye sorabilirdim.

Haklıyım ama bu da değil! Hadi, dürüst olalım.

Doğmayacak çocuklarım bugün dizlerime yatmış, bana “Neden?” diye soruyor. İyi bir anne olacağıma ikna etmeye çalışıyorlar beni.

Olabilirim gerçekten, bayat ekmekleri çöpe atmaz yumurtalı ekmek yapar, çok sevecekleri kitaplar alırım çocuklarıma. Düştükleri yerden nasıl kalkacaklarını, elbise söküklerini nasıl dikeceklerini öğretirim.

Diğer taraftan intiharı onurlu bir seçim olarak kabul eder, ötenazi hakkını destekler, doğal seleksiyonda ölmesi gerekenleri yaşatabilmek için doğal kaynaklarımızın harcanmasına karşı çıkarım.

Cenazelerde gözlerim bile dolmazken, damızlık olarak kullanıp daha memeleri süt doluyken parka terkedilmiş bir köpek gördüğümde gün boyunca ağlayabilir; aklıma bir iş koydum mu üç gün hiç uyumadan çalışabilirim.

Soruyorlar “Neden?” diye, en az bir buçuk yıl, alkol, tütün ve kahve olmadan yaşamayı göze alamadığım için değil herhalde.

 

Hafızam beni yanıltmıyorsa 2002 yılının yazıydı, yirmi yaşından büyük değildim. Erkek arkadaşım vardı o sabah yanımda (sevgili değil ama erkek arkadaşı). Sinema salonunda uyuyakalmış, son içki anonsuna kadar birkaç bira yuvarlamış, güneş doğana kadar Gezi parkının içindeki eski çay bahçesinde bayat çay içip çekirdek çitlemiştik. İlk vapura yetişip Beşiktaş-Kadıköy hattında birkaç saat uyumak için el ele Gümüşsuyu Parkı’ndan iniyorduk. Hava mı soğuktu yoksa uykusuzluktan mı titriyorduk, hatırlamıyorum. İnsan yirmili yaşlarında neden böyle geceler yaşar, hiç bilmiyorum.

Seslenmeye kalksak “Amca” diyeceğimiz, kan kırmızı gözlerle bize bakan dağ gibi iki adam yolumuzu kesti. Nasıl olduğunu anlamadan, sağ kolumu sırtıma doğru kırıp arkamdan kucakladığı gibi boğazıma falçatayı dayadı. Ciğerlerimi yakan kokusunu ve kırmızı lacivert oduncu gömleğini unutamıyorum, bir de kalbim her atışında şah damarıma çarpan bıçağın soğukluğunu…

On iki metreden beton zemine düşerken yaşadığım körleşme, 1 Haziran gecesi sol omzumun iki parmak üzerinden geçen gaz fişeğinin sesi, bembeyaz bir bulut içinde koşarken üzerine düştüğüm sakat dizimin acısı… Ölümle birkaç kez karşı karşıya geldik ama ben ne zaman onu düşünsem kendimi yeniden Gümüşsuyu Parkı’nın merdivenlerinde bulurum. Bizi görmezden gelerek usulca yanımızdan geçip giden takım elbiseli bond çantalı ablalar abiler o gece nasıl uyudular diye düşünürüm. Erkek arkadaşımın kirece dönmüş suratı, sesini bile çıkartmadan ne derlerse yapan hali gözümün önüne gelir. Cebimizden çıkan 20 milyon eski Türk Lirası ve bir Nokia 5110 cep telefonundan tatmin olmayan adama, boğazımı bıçaktan kurtaramamışken “Abi hepsini al da SIM kartı ver bana, kontörlü hat işine yaramaz, numaralar kaybolmasın” deyişimi hatırlarım.

 

“Oysa hatırlamak için soyunulur, hatırlamak için, yüz yıllardan beri unutulanları hatırlamak için. Neyin olmadığını, neyin olmayacağını hatırlamak için, yeniden başlamaya gücü olmak için, seçim yapmak için, seçim yapabilecek açıklığa kavuşabilmek için. Hayır demek için, evet demek için, başkaldırmak için, yakıp yıkmak için, barış için soyunulur.”
Sevgi Soysal, Tante Rosa *

 

Her insan hayata tutunmak için bir şeyden güç alırmış.

Bir Tanrıdan, fizikten, matematikten, cerrah olup hayat kurtarmaktan, pek çoğu da çocuklarından…

Bense ölümden güç alıyorum, her gece uyumadan önce Gümüşsuyu Parkı’nın merdivenlerine gidiyorum.

Söylenmemiş bir sözüm, yarım kalmış bir işim yoksa huzurlu bir insansam, her günümü her an ölmeye hazır yaşadığım için.

Çocuk doğurmak bir gün intihar etme olasılığımı elimden alacak da ondan yapamıyorum.

Bir çocuğum olursa ölmekten korkarım.

Ölmekten korkanların cehenneme çevirdikleri bu dünyanın alelade bir parçası olup, yok olurum.

 

Ölmekten korkmaya başlarsam, her şeyden korkmaya başlarım.

Yeni yollara çıkmaktan, değişmekten, değiştirmekten korkarım.

Sevgilim olsa üç beş vakte terk edeceğim bir adamla aynı çatı altında yıllarımı geçirmekten korkarım.

Çocuğumun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sabahtan akşama küfür ettiğim bir işe mahkûm kalkmaktan korkarım.

Sorduğu her soruya dürüstçe cevap verirsem ertesi gün okula gitmek istemez diye korkarım; dürüst olmasam onu yalanlarla büyütmekten korkarım.

Beni ben yapan şey yaşadığım acılardır, bunu bilirim de, yine de onun canı acıyacak diye korkarım.

Kız olsa minibüse binmesinden, erkek olsa bedelli parası bulamadım diye askere gitmesinden korkarım.

Hiç düşünmeden yapacağım bir hareketin, ömür boyu yakasını bırakmayacak çocukluktan kalma bir psikolojik probleme dönüşmesinden korkarım.

Vaktim dolduğunda beni yaşatmak için modern tıbbın tüm imkânlarını seferber edip, yoğun bakım odalarında kendini de beni de perişan etmesinden korkarım.

Hepsi bir tarafa vakitsizce ölürüm de onu bensiz bırakırım diye korkarım.

Bugün yanı başımda bir bomba patlayacak diye korkmam da bir gün onun yanı başında bir bomba patlarken ya elini tutmak için orada olamazsam diye korkarım.

Bu kadar kötülüğün içinde nasıl koruyacağım bilemem de ondan korkarım.

 

Her gece uyumadan önce Gümüşsuyu Parkı’nın merdivenlerine gittiğimde, o falçatanın onun, kız ya da erkek arkadaşının ve benim boğazımı keseceğinden korkarım.

Bir daha da ben, ben olamam; dönüşeceğim kişiden, kendimden korkarım.

 

* Ölümünün 39. yılında Sevgi Sosyal’a ve hepimizin içindeki razı gelmeyen kadın Tante Rosa’ya saygıyla,

BAVUL Dergi Kasım 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar

35 thoughts on “Ben Her Gece Doğmayacak Çocuklarım İçin Soyunuyorum..

  1. Her yazın ayrı bir ayna… okumaya doyamadığım.Dalyan’da yaşıyorum ben. Datçaya gelmeyi, seni tanımayı inanılmaz istiyorum. Sevgiler güzel insan

  2. Korku bazen insana iyi de gelebilen bir duygudur. Çocuklarımız için korkmaksa onları sahiplenmemizden kaynaklanır. Halbuki biz onların bu dünyaya gelmelerine aracılık ediyoruz sadece. Bütün bu yazdıklarınız iyi, güzel, hoş ama ben yine de anne olduğum için, kızıma dair bütün duygularım -ki buna korku, endişe filan da dahil, beni derinden ve temelden değiştirdiği için, bir daha asla istesem de yalnız kalamayacağımı hamileliğin ilk gününden idrak edip, daha arızalı, daha ağlak ve hatta daha manyak bir kadına dönüştüğüm için kendimi şanslı hissediyorum. Her şeyin farkında bir kadın olarak kendinizden bu şansı esirgemeyin, derim 🙂

  3. Aslında o gece ölmüşsün sanki ya da bir
    parçan gerçekten sakat kalmış.
    Yoksa neden bu kadar korkasınki
    “HAYAT”tan?

  4. Bir anne olarak diyorum, haklisiniz sonuna kadar. Zaten çocuk yapmak bencillik bu zamanda. Sırf eve neşe katsin diye, evliliği surdurme şevki versin diye yapılıyor. Ama içeride uyuyan 8 aylık minigim için yaşamak, çalışmak, kazanmak, mücadele etmek isteği ile doluyum. Yanı sonuçta yine siz haklisiniz.

  5. korkmanız bu yazıyı yazmanız bile bir ışık..hadi bir cesaret! aynı yaştayız. o yıllarda ben de istanbuldaydım ve akraba olarak bir düğünde tanıdığım bir profesör amca bana şunu demişti: “sen ve ablan gibi kızların aslında daha çok çocuk sahibi olması lazım. Bu ülkeye önce akıllı fikirli ana babalar lazım..” iltifat gibi gelmişti bana ama gün geçtikçe daha da anlamlı oluyor bu cümle 🙂 cesaret gerek

  6. Sen Fulsen ben Fulya. Ikimiz de yaziyoruz Fulsen. Insanlara cok kucuk de olsa birseyler katiyorsak ne mutlu. Ikimizin de cocugu yok henuz. Sanirim ikimiz de cok istiyoruz bu yuzden bu endise… Bu olayin basina gelmesi sana bir hediye gormuyor musun? Yasadiklarindan sonra annecigin sana ne demisti peki? O senin gibi guclu bir kiz dogurmus; sen de aynisini yapabilirsin… Sevgiler…

    • Seninle ayni şeyleri düşündüm savundum.sonra eşimin baba olma hakkını kendi kaygilarim yüzünden elinden almamin doğru olmayacağına inandim ve 5 yil sonra ailemizde hiç ikiz olmamasina rağmen ikiz kizlarima hamile kaldim.Bugüne kadar aldigim bütün kararlarimin arkasinda duran ben, hayatimda ilk defa hamileligimin 6.ayinda büyük bir pişmanlık yasadim ve geri dönecegimi söyleyerek evimi terkettim .ne intihar edebiliyordum ne de eşimi terkedebiliyordum.Üstelik hamile oldugum için yeni başladığım işyerimden de kibarca kovulmustum alıp başımı gidemiyordum….kızlarım şu anda 3 yaşındalar.onları aşırı seviyorum yokluklarini hayal bile edemiyorum ama hala pişmanım. ..

  7. okullarda derslerden önce 5 yaşındaki sübyana nasıl daha iyi bir insan olunur eğitimi verilse ahlakla ilgili kazanımlara yürünse bu ülke belki daha güzel bir yer olabilirdi.

  8. Annelikte hepsi var, hepsi derin ve güçlü duygular , hayatimın en zor dönemlerini anne olduktan sonra yaşadım , dönüp baktığımda bir an bile şüphe duymadım , 2 evladım var ikisi de farklı deneyimler yaşattı . Korkuyor muyum evet , ama onların ışıltısı tüm korkuları alıp götürüyor .. Onlar bizim değil bizden parça, hayati deneyimlemeye gelmişler ve hayatın içinde herşey var, iyisi ve kötüsü ile , yasayacaklar , yasayacağız . Şunu biliyorum ki çocuk sahibi olmasam asla ve asla şu anki ben olmazdım, bence şansınız varsa çocuk sahibi olun… Korkularınızı bıraktığınız gün özgürleşeceksiniz, sevgiler …

  9. hiç kimse çocuğu için çocuk yapmıyor. çocuk yapmak kadın ve erkeğin tanrısal egosu sadece. yoksa kim çocuğuna pamuk şekeri bir ömrü vereceğinin garantisini verebilir? fuls. insanın kendini bilmesi ne güzel birşey. evlenmek ve anne olmanın zorunluluk değil, seçim olduğu günler gelsin artık diyorum…

  10. Arafta kalmanın konformizmi diyorlar buna. Herhangi bir şeyi tercih etmeyerek hiçbir seçim şansını kaybetmemiş olmadan hayata devam etme çabası.. Daha fazla seçimin daha fazla özgürlük olduğunu düşündürüyor beyin. Hayat dediğimiz şey birini tercih edip diğerini bırakmak bir anlamda. Biz yapmazsak kendisi bize yaptırıyor bunu..

    Her tercihte daha iyi olduğunu düşündüğünüz bir şeyi daha fazla elde eder, ama diğer seçimin de avantajlarını elden çıkarırsınız..

    Evlenirseniz sizi hergün saracak garanti birinin varlığı avantajını üç ayda biririsiyle tanışma avantajına tercih etmiş olursunuz, yada tam tersi..yada anne olup bir insanla büyüme ve farklı şeyler yaşama avantajını hep bir çocuk olarak yaşama avantajına tercih etmiş olursunuz.. Siz karar veremediyseniz, merak etmeyin hayat kendisi seçimleri bir bir ellerinizden çıkartacak ve nihayet tek bir seçiminiz kalana kadar..

  11. Kendi seçimiyle ötenazi ve intihar kararlarını desteğe sonuna kadar açık bir annenin kişilerin seçimleri ve çevreleri sonucu ulaşabilecekleri olumsuzluklardan bu kadar gözünün korkması en hafif tabirle samimiyetsiz geldi.

    Elbette ki her insanın doğurganlığı kendine (banane). Konu da burada doğurganlıktan çok, haklarına sonuna kadar saygı duyulacak “birey” adaylarının, birey olmalarının önünün açılmasına gösterilen “dışşal” sebepler. Avrupayı kara ölüm, veba, sararken de bireyler doğmuştur. İngiltere’de insanlar sanayi devriminde içme suyundan bile zehirlenip ölürken de, iç karışıklık zamanlarında ülkemizde üniversitelerimizin duvarlarına kanla yazılar yazılırken ve duvarlar kurşun delikleri ile doluyken de…

    Neticesinde daha güzel yarınlara kavuşacağına umduğumuz dünya ve insanlığın geleceğinin umudu doğacak tertemiz ve algıları açık çocuklardır. Bu umuda kişisel korkularla ket vurmak ise nasıl samimi bulunabiliyor anlayamıyorum.

    Aklı hür, vicdanı hür çocuklar ve bireylerle dolu yarınlara…
    Sevgiler

  12. Korkunun ecele faydası tadında itiraflar serisi olmuş, hayattan korkarsan yaşayamazsın ve eksikleriyle yaşayamadığın o hayat için gözlerini yummaya yakın hayıflanmalarını inan sayfalar dolusu yazsan anlatamazsın……….Hayata gelmeyi biz seçmedik ama yaşanmayı bekleyen sıfır km hayallerimiz ve acınası korkularımız var vazgeçtiğin gün kaybedersin der çeker giderim 😉

  13. Bir dostum bu yazını önermiş, anladım ki geçen hafta çocuk yapmayı hiç istemediğimi söylemem üzerine denk gelmiş bu yazıya… Ben arada bir okuyordum seni, ve şu ölme hali ile olan hadiseni pek iyi idrak ettiğimden ve daha bir sürü şey yüzünden bir türlü anlatmaya başlamadığım bir şeyi başka bir yanı ile okumuş oldum. belki bir gün ben de anlatırım, başka türlü olmayı seçmez oysa insan, başka türlü olur hayat, insan… Selamlar fulsen..

  14. Ne kadar güzel, ne kadar doğru yazmışsın. Dogurmadan da anne olunabileceginin en somut kanıtı korkuların. Yine de değer biliyor musun? Belki bencilce ama değer.

  15. Muhteşem bir yazı tebrikler.
    Öncelikle böyle bir yazının ardından elbette olumsuz, idraksiz yorumlar beklenir. Mesela hala “Korkarak yaşanmaz, korkma haydi anne olmaktan mahrum kalma” denmesi, yazıyı tamamen yanlış anlamaktir. Fulsen Hn korkmuyor ki zaten, sadece tercihi o yönde ve bunun açıklamasını yapiyor.
    Tamamen katılıyorum bu güzel paylaşıma. Sistemi sorgulayan, soru soran kişiler için özellikle çocuk çok zor.
    Biri yorumda demiş “Toplumlara genç beyin lazim, kara vebada bile çocuk yapıldı”. Emin olun kimse “topluma genç beyinler olsun” diye çocuk yapmaz. Çocuk tamamen biyolojik ve manevi tatmindir. Ebeveyn olmak isteyenler bu yazıda yazılanların 10 da 1 ini bile akıllarına getirseler, sorumlu insanlar olarak çocuktan vazgecerler.
    Bu konuda yazmak çok cesurca bir hareket. Çünkü çocuk yapmak toplumlarin ve insanligin temel dürtüsü. Bunu sorgulamak milyarlarca insanı karşına almak demek. Sizin gibi sorgulayan zihinler toplumlarin gelisiminde öncü olurlar… Sevgiler

  16. çocuk sahibi olmayı hep çok istedim.. ama o kadar haklısın ve doğrusun ki.
    kendi doğuracağım ya da evlat edineceğim bir çocuk olması hiç farketmez.
    Sırf bencilliğimden istiyorum aslında, o anne evlat yakınlığında bir ilişkim olsun da koşulsuz sevileyim , seveyim diye ..
    bizim gibi insanlar, aydın sevgi dolu barışcıl nesiller yetişsin diye de doğurmak istedim.. ama bizim gibi olursa mutsuz olacak. kazanacağı her duyarlılılta biraz daha umutsuzluğa sürüklenecek.. benim yaşadıklarımı o da yaşayacak.. bana sorsalardı, hiç gelmezdim böyle bir dünyaya.
    şimdi ona sormadan onu doğurmak.. her gece kalbinde bir yumruyla, eli kolu bağlı bir acizlikle yaşamayı nasıl öğretirim.. hiç bilmiyorum …

  17. Dünyaya hangi gozlukle bakarsaniz öyle gorursunuz! Ne bu sacmalik! Demirden korksak trene binmeyiz 🙂 ilk oğlumu 34 yasimda ikinci oglumu 41 yaşımda dogurdum.ayrica kendimde istanbul da doğdum büyüdüm hiç böyle korku dolu fanteziler dusunmedim. Şimdi cocuklarimla Video oyunlari oynuyorum ve buyuduklerinde ne iş yaparlarsa yapsınlar nasıl yaparlarsa yapsınlar 1 tane çocuğun 1 tane kadının hayatini bile kurtarsalar bu o insanlar için herşeydir diye ogretiyorum. Ne intihar etmeyi düşündüm nede intihar ederler diye korktum.siz böyle hayallerle boşa vakit gecirin bizler dünyayı kurtaracak çocukları korkusuzca yetiştiririz; )

  18. Vayyyy urktum oyle bir iki cumle var ki icinde urktum konusan ben degil miyim…ilk defa gayet net baskasindan duyuyorum sasirdim o da ayri bir sacmalik neye sasiriyorsam…ama Sen ne guzel ifade etmissin okurken evt tam da bu dedim…ne zmndir dememistim iyi oldu, saol…

  19. Yalnız olduğumu düşünürdüm evladımın olamayacağına dair.. Böyle bir hayata zaten evlat getirmenin çok da mantıklı olmadığını.. Kalemine sağlık..

  20. Çok güzel dile getirmiş, yazıya dökmüşsünüz günümüzün en temel problemlerinden birini. Duygu ve düşüncelerimin yansımasını gördüm orada. 20 yıl önce pek kimse şimdi burada yansıyan düşüncelere bir anlam veremiyordu. Şimdi insanlar yaşayarak sorunun büyüklüğünü içleri Acıya Acıya öğreniyorlar. Kaleminize sağlık.

  21. İstediğim halde çocuk sahibi olamıyorum. Ben de belki bunları gerekçe gösterip kabullenmeye çalışabilirim bu zorluğu. Ama yine de korkuları abartarak kendinizi bundan mahrum etmeyin.

  22. İki canımın da saçının teline zarar gelse dünyayı yakarım. Ama”Şimdiki aklım olsa asla doğurmazdım” dedim hep. Sende benim şimdiki aklım var. Ben ellerimle teslim ettim intihar edebilme özgürlüğümü, Oğlak olan bilir ne büyük kayıptır bizim için, ben ettim sen etme.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s